Aydın Karanlığı - MEHMET KIYAT

Bir bencillik, bir sevgisizlik ki anlatılmaz.

Gerçeği tüketmek için soluk soluğa bir  koşuda herkes.

Ne ruanda, ne gazze, ne de myanmar umurlarında. Vur patlasın, çal oynasın pis midelerini doldurma peşinde çoğunluk.

Sularımız pis… Yollarımız düzensiz… Karman çorman bir yapılaşma canına okumuş kentlerimizin. Uygar ülkelere gidenler, gözleri bağlı bağlı dolaşmışlar sokakları !.. Bizdeki durumları nasıl olup da görmezlikten gelebildiklerine inanamıyorum.

Giderek, kendine yabancı bir toplum olmaya başladık. Sanatın sıcaklığını yaşayabilen insan bulmakta zorlanıyoruz. Ne öğretmen öğretmen gibi çalışıyor… Ne de öğrencide bir heves var. Yaşam sonsuzmuş gibi bir vurdumduymazlık içinde dört yanımız.

Sanatı kavrayıp, sanatı anlamadan doğru yaşamamız olası değildir. Böylesi bilisizlik güzel günlere taşıyamaz bizleri… Hep eksik, hep yanlış yaşayarak geçirdiğimiz günler, tarihin aydınlık sözlüğünde yer bulamaz kendisine.

Gelişmiş ülke halkları tarafından her yerde aşağılanır; ezik, kırık ve mutsuz, yaşadığımıza pişman oluruz sonunda.

Belleksiz yaşayan bir toplum olduk. Yüzlerce yıllık deneyimlerden yararlanmıyor, dersler çıkaramıyoruz bir türlü. Atı alan üsküdar’ı geçince de duyulmadık üzüntülerde buluyoruz kendimizi.

Coşku yok… Şiirin kıyısından geçmemişler. Görkemli yapılar içinde, tutukevinde yaşar gibi yaşıyorlar.

Duvarlar bomboş… Bir kültür göstergesi olan resimden eser yok… Çağdaş yontulara açılmamış kapıları.

Herkes, birbirinin suç ortağı. Bir- iki yakınının dışında kimseyi sevmiyor insanımız. Kıskançlık alıp başını gitmiş… Sonu yok… Boyutları bilinmiyor. Ucuz övgülerle avunuyor çoğunluk.

Bilisizlik, bencillik ödlekliği de yanında taşıyor. Bir korku krallığında yaşar gibi; pencereler kapatılmış, kepenkler indirilmiş, cansız, yapay solunumlarla yaşıyorlar.

Yozlaştıra yozlaştıra sonunu getirecekleri yaşamdan daha ne bekliyorlar acaba?..

İnce eleyip, sık dokumaya zaman yok… Tadını çıkaramadığımız yaşam; atıklarla, kötülüklerle karmakarışık tartışmalarla nasıl ayakta durabiliyor, buna da çok şaşırıyorum.

 

* “BU BİR AYDIN KARANLIĞI DOSTUM